İyi Haftalar No1

Standard

Herkese günaydın ve iyi haftalar.

Haftanın en sevdiğim günü olan bu Pazartesi gününde, İstanbul için en yüksek sıcaklık 3 derece. İstanbul’un bazı kesimlerinde hafif kar yağışı beklenirken sıcaklık yer yer -2 dereceye kadar düşecek. Geçtiğimiz günlerde tanıştığım fitil görümlü antibiyotikleri içmemek için sıkı giyinmekte fayda var. (Evet, bu betimlemede Doğan görünümlü Şahin’den esinlenildi.)

İnsan hasta olunca, yatmaktan ağrıyan yerlerini yastıklarla destekler, bedenini battaniye içi dürüm yapar ve uyanık kaldığı süreyi dizi seyrederek geçirir. (Her zaman söylediğim gibi bu dünyada iki legal uyuşturucu var: biri iş, diğeri tv dizileri.) Dexter’ın bir sezonu daha geride bırakması; Mad Men, Game of Thrones’un yeni sezonlarını henüz başlatmamış olmaları ve Christmas münasebetiyle değme dizilerin tatile girmesi sonucu yoksunluk krizlerindeydim. Hayata dair yeni şeyleri denemeye her ne kadar açık olsam da konu dizilerim olduğumda fazla muhafazakar oluyorum. Yoksunluk hali bu ne yaparsınız? Ben de sizler için ekranlarla bu sezon buluşmuş Person of Interest’ın 11 bölümünü, A Gifted Man’ın 10 bölümünü ve Suburgatory 11 bölümünü izledim.

Bir dönem hepimizi heyecanlandıran, zorlama senaryosu ile gözden düşen, ilk heyecanımıza saygımızdan sonunu getirdiğimiz Lost’taki Ben Linus karakteriyle gönüllerimizde taht kurmuş Michael Emerson’dan bir etkileyici performans daha. Sekizinci bölüme kadar dayanabilirseniz, sonrası coşuyor diyebilirim. Big Brother is Watching You felsefesini 21.yy teknolojisi ile yorumlayan dizinin yan etkisi, dünya dediğimiz bu yarı açık ceza evine dair komplo teorileri üretirken kendinizi bulmak.

Tarihin en iyi tv yapımlarından Angels in America ile tanıdığımız Patrick Wilson’ın oynamasını yeter koşul olarak kabul ettiğim A Gifted Man ise ilk 10 bölümde henüz rüştünü ispatlayamasa bile hiç yoktan keyifli vakit öldürmek için ideal.

Suburgatory konusuna gelirsek önce bir açıklama ile giriş yapmam gerekir: Suburgatory = suburb  + purgatory / banliyö + araf J Bu açıklamadan anlaşılacağı üzere kelime oyunları üzerinden zekice kurgulanmış bir komedi. İlk 3 bölümünde ikinci sezon onayını almasına şaşmamalı ancak anladığım kadarıyla sezon onayını alınca biraz şımarmış, performanstan düşmüş. Yine de gideri var, en azından ilk 3 bölümü seyretmenizi şiddetle tavsiye ederim.

Önemli not: Birine hediye olarak kitap vereceksin, iki kez düşünün. Hatta erinmeyin üç kez düşünün. Hasta insanın elektriğini keserlerse elinin altındaki ilk kitabı okumaya başlar. Ben de doğum günümde hediye gelen Yekta Kopan’ın Kediler Güzel Uyanır adlı kitabını okudum ve diyorum ki zamanınıza yazıktır, kıymayın J Eski Murathan Mungan şiirlerinden esinlenmiş bir ortaokul öğrencisinin kompozisyon ödevini okumaktan keyif alacağınızı düşünüyorsanız bir şey diyemem tabii. (Yanlış anlaşılmaya da mahal vermek istemem Mungan’ı pek çok severim.) Her işte bir hayır bir de şer var derler ya: Şerriyle birkaç saatimi kaybettiren kitap, hayrına beni yeniden yazmam için tetikledi.

Gelelim belirli gün ve haftalar takvimine:

16 Ocak Dünya Hijyen Günü, Basın Onur Günü. Çok sıkıcı.

17 Ocak belirli gün ve haftalar takvimine girmemiş olsa bile Cervantes‘in Don Kişot adlı romanı ilk kez yayımlandı (17 Ocak 1605). İkinci bölümü 10 yıl sonra basılacak romanın şerefine ben bu günü ‘Dünya Değirmenlere Karşı Savaş Günü’ ilan ediyorum, gerektiği gibi kutlanılsın. Bülent Ortaçgil ve Fikret Kızılok’un birlikte imza attıkları Pencere Önü Çiçeği kaseti (CD olarak kimsede olmadığını tahmin ediyorum) kanepe altlarından çıkartılsın. Bu şarkı hepimize gelsin: 

21 Ocak Dünya Kucaklaşma Günü. Coşkuyla kutlanacak daha özel bir gün olabilir mi? Unutmayalım, savaşmak parayla, sarılmak bedava.

22 Ocak Hayatı Havalandırma Günü. İşte bu çok önemli bir gün. Ancak bireysel sorumluluk almak lazım. Ben kendi adıma çantamı temizleyip, camları açmanın yanı sıra kendimi ayak bileklerimden tutup iyice silkelemeyi planlıyorum.

Kanepede bu kadar vakit geçirince çenem düştü, hemen konuyu toparlayayım. Yeterince kahve içmeyi, gülümsemeyi ve atkılara sarınmayı unutmayalım. Mutlu olmak için sebep aramayalım, kışın tadını çıkartalım.

Güzel İstanbul’umun aziz İstanbullularını sevgi ve muhabbetle selamlarım.

Fuls

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s